3 Haziran 2014 Salı

Andrei Tarkovsky - (Sculpting in Time)

"It is considered that time per se, helps to make known the essence of things. The Japanese therefore see a particular charm in the evidence of old age. They are attracted to the darkened tone of an old tree, the ruggedness of a stone, or even the scruffy look of a picture whose edges have been handled by a great many people. To all these signs of age, they give the name sabi, which literally means ‘rust’. Sabi, then, is a natural rustiness, the charm of olden days, the stamp of time.[—or patina—A.T.]"

Andrei Tarkovsky - (Sculpting in Time)





"Se considera que el tiempo ayuda, per se, a revelar la esencia de las cosas. Por lo mismo los japoneses encuentran un encanto particular en las huellas dejadas por el tiempo: los atrae el tono obscurecido de un árbol, la rugosidad de una piedra, o aun la desastrosa apariencia de una ilustración cuyos bordes han sido manoseados por un gran número de personas. A todos estos signos del paso del tiempo les dan el nombre de saba, que literalmente significa "herrumbre". Saba, pues, es la herrumbre natural, el encanto de lo envejecido, el sello del tiempo.*"

Andrey Tarkovski - (Tiempo Impreso / Esculpir el Tiempo)

*O pátina (n. de Andrey Tarkovski).





"...zaman, tek başına, sanki şeylerin yapısını gün ışığına çıkarıyor. Japonlar bu yüzden, büyümenin izlerini incelemekten özel bir haz alıyorlar. Yaşlı bir ağacın koyu rengi, bütün sivriliklerini yitirmiş bir taş parçası, hatta üzerinde gezinen sayısız ellerden kenarları yıpranmış bir resim onları korkunç etkiliyor. Yaşlanmanın bu izlerine saba diyorlar, yani kelimesi kelimesine çevirecek olursak 'Pas'. Saba; bu yapay olarak elde edilemeyecek bir pastır, eskinin büyüsüdür, mührüdür, zamanın 'patinası'dır."

Andrey Tarkovski - (Mühürlenmiş Zaman)


Irish Vagrant, east end London, 1968,
by Don McCullin




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder