2 Aralık 2016 Cuma

Octavio Paz / La dialéctica de la soledad

"El niño se enfrenta a una realidad irreductible a su ser y a cuyos estímulos no responde al principio sino con llanto o silencio. Roto el cordón que lo unía a la vida, trata de recrearlo por medio de la afectividad y el juego. Inicia así un diálogo que no terminará sino hasta que recite el monólogo de su muerte. Pero sus relaciones con el exterior no son ya pasivas, como en la vida prenatal, pues el mundo le exige una respuesta. La realidad debe ser poblada por sus actos. Gracias al juego y a la imaginación, la naturaleza inerte de los adultos —una silla, un libro, un objeto cualquiera— adquiere de pronto vida propia. Por la virtud mágica del lenguaje o del gesto, del símbolo o del acto, el niño crea un mundo viviente, en el que los objetos son capaces de responder a sus preguntas. El lenguaje, desnudo de sus significaciones intelectuales, deja de ser un conjunto de signos y vuelve a ser un delicado organismo de imantación mágica. No hay distancia entre el nombre y la cosa y pronunciar una palabra es poner en movimiento a la realidad que designa. La representación equivale a una verdadera reproducción del objeto, del mismo modo que para el primitivo la escultura no es una representación sino un doble del objeto representado. Hablar vuelve a ser una actividad creadora de realidades, esto es, una actividad poética. El niño, por virtud de la magia, crea un mundo a su imagen y resuelve así su soledad. Vuelve a ser uno con su ambiente. El conflicto renace cuando el niño deja de creer en el poder de sus palabras o de sus gestos. La con-ciencia principia como desconfianza en la eficacia mágica de nuestros instrumentos."

Octavio Paz - (La dialéctica de la soledad / El laberinto de la soledad)





"The child must face an irreducible reality, and at first he responds to its stimuli with tears or silence. The cord that united him with life has been broken, and he tries to restore it by means of play and affection. this is the beginning of a dialogue that ends only when he recites the monologue of his death. But his relations with the eternal world are not passive now, as they were in his prenatal life, because the world demands a response. Reality has to be peopled by his …. Thanks to games an fantasies, the inert natural world of adults – a chair, a book, anything – suddenly acquires a life of its own. The child uses the magic power of language and gesture, symbol or act, to create a living world in which objects are capable of replying to his questions. Language, freed of intellectual meanings, ceases to be a collection of signs and again becomes a delicate and magnetic organism. Verbal representation equals reproduction of the object itself, in the same way that a carving, for the primitive man, is not a representation but a double of the object represented. Speech again becomes a creative activity dealing with realities, that is, a potic activity. Through magic the child creates a world in his own image and thus resolves his solitude. Self-awareness begins when we doubt the magical efficacy of our instruments."

Octavio Paz - (The Dialectic of Solitude / The Labyrinth of Solitude)

Translated by Lysander Kemp





"Çocuk, çözümleyemediği her gerçeği göğüslemek, onunla başa çıkmak zorundadır. Önce, göz yaşlarıyla ya da susarak tepkisini gösterir. Onu yaşama bağlayan bağ aslında kopmuştur, çocuk bu kopukluğu duygu ve oyunla kapatmaya çalışır. Bu, kişinin ölüm sözleriyle sona erecek olan diyaloğun başlangıcıdır. Ama dış dünya ile olan ilişkileri, artık -doğum öncesi döneminde olduğu gibi- edilgen değildir. Çünkü dünya ondan bir tepki beklemektedir. Gerçek, onun eylemleriyle insanlaşacaktır. Oyunlar, düşler, büyüklerin olağan sayılan duygusuz dünyası -bir sandalye, bir kitap gibi her şey- birdenbire bir canlılık ve kişilik kazanır. Çocuk, dil ve jestlerinin, simge ve davranışlarının gizemli gücünü kullanarak nesneleri konuşturur, cansız şeylerden kendi çocuksu sorularına yanıt verebilen, canlı bir dünya yaratır. Soyut anlamlardan arındırılmış dil de bu yolla bir imgeler birikimi olmaktan çıkar, tatlı ve çekici bir canlı varlık olur. Tıpkı ilkel insanın yaptığı bir heykelciğin, nesnenin kendisi değil de bir kopyası olması gibi! Konuşma da, yeniden, gerçeklere -yani ozanca işlere- değin yaratıcı bir eylem olur. Gizem ve büyü ile çocuk, dünyayı kendine benzer bir biçimde yeniden yaratır ve böylece yalnızlık sorunu çözümler. Düşte yarattığımız nesnelerin etkinliğinden (gerçekliğinden) kuşku duymağa başladığımızda, bilinçlenme (kendini tanıma) aşamasına varmışız demektir."

Octavio Paz - (Yalnızlığın Diyalektiği / Yalnızlık Dolambacı)

Çeviri: Bozkurt Güvenç


Berlin, 1957, by Lothar Sauer

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder