9 Ocak 2015 Cuma

Erdinç Durukan - (Fransa ektiğini biçiyor)

Dün gece çok sevdiğim bir arkadaşım Paris'te yaşanan bu katliamla ilgili "Fransa ektiğini biçiyor" dedi. Bir çok açıdan doğru bir tespit.

Sömürgeci toplumlar dünya tarihi boyunca kendi dillerini ve dinlerini empoze etmekle kalmayıp, sömürdükleri ülkelerin topraklarında var olan ne kadar değerli şey varsa onlara da sahip oldular. Oysa bir çağı kapatıp yeni bir çağı açan Fransa Devrimi özünde ezilen ve hor görülen halklar için o güne değin benzeri görülmemiş büyük bir direnişti. Haliyle diğer ülkelerdeki halklarda bu benzersiz meşaleyle kendi ülkelerindeki ezilen halkları aydınlattılar. Fakat çoğu ülkede devrim ordu eliyle yapıldığı için bunun çekisini yine aynı halklar yaşadı. Latin Amerika Devrimleri buna en iyi örnektir.

Gelelim Fransa'ya, Cezayir Savaşı kanımca Fransa'nın en ciddi kırılmasıdır. Fransa'nın aydın çevresi bu savaşa şiddetle karşı çıktı. 1789 Devrimini yapan bir ülke nasıl olur da böylesi bir savaşın haklı tarafı olabilirdi? Sonrasında Vietnam'a ilk giden Fransız ordusu. Bunun üzerine Mayıs 1968 haklı direnişi. Üstelik bu haklı direniş bütün bir dünyayı saran öğrenci hareketine dönüştü. Nato'nun en saygın ülkelerinden olan Fransa yakın tarihteki Körfez Savaşları'nda da yerini aldı. Amerika ve İngiltere'nin bu gözü dönmüş vahşetine ortak oldu. Yanıbaşında yaşanan Bosna Savaşına’da sessiz kaldı. Diğer Avrupa ülkeleri ile birlikte. En nihayetinde Filistini şimdilerde tanıyan bir Fransa.

1960’lar sonrası Avrupa’nın endüstri gücü beraberinde çalışan insan sayısının artmasını hedef aldı. Sadece o yıllarda sayıları yüzbinlerce olan iş gücü trenlerle bu ülkeden taşındı Avrupa’ya. Bu toprakların Üçüncü kuşakları’nı hem biz hem Avrupalılar gördük, görüyoruz. Avrupa Birliği başlangıçta daha rahat ve daha özgür bir Avrupa’yı hedefledi. Fakat bir zamanların güçlü Alman Markı’nı ilk özleyenler yine bu birliği kuranların başında gelen Almanlar oldu. Avrupa bir yandan (Neden bu kadar genişledim?) in sorusunu kendine sorarken, diğer yandan artan ırkçı seslere her zaman olduğu gibi sessiz kaldı. Farklı ülkelerden gelip Avrupa’da kendilerine yeni bir hayat kuran insanlar bu ekonomik krizle beraber kendini ya işsiz buldu ertesi gün, ya da itilme ve kakılmaya maruz kaldı. O ekonomisiyle çok öğünen AKP iktidarı bugün hala varsa, bunun tek sebebi Avrupa’da uzuncadır yaşanan ekonomik krizdir.

Yok şu fobi, yok bu fobi. Hiç ama hiçbirşey insandan daha değerli değildir. Ne din, ne dil, ne ırk, ne de renk buna engel olmamalı. Her insan düşüncesini özgürce söyleyebilmeli. Düşüncesini söylediği için ölmemeli, öldürülmemeli. Bu dünya hepimizin. Hayvan dediğimiz şu canlılar bile beslenmek için öldürüyor. Yaşamak için diğerini öldürüyor. Oysa insanın öldürmek gibi bir derdi olmamalı hem cinsini. Hayvanları bile.

Daha güzel bir dünyaya ulaşabilmek dileğiyle...


"Neden en güzel ırmaklar oraya.
Fransa'ya gidiyorlar akmaya?"

Pablo Neruda - (Sorular Kitabı)


Touraine, France, by Marc Riboud

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder