22 Şubat 2014 Cumartesi

Sylvia Plath - (I am calm)

I AM CALM

I am calm. I am calm. It is the calm before something awful:
The yellow minute before the wind walks, when the leaves
Turn up their hands, their pallors. It is so quiet here.
The sheets, the faces, are white and stopped, like clocks.
Voices stand back and flatten. Their visible hieroglyphs
Flatten to parchment screens to keep the wind off.
They paint such secrets in Arabic, Chinese!

I am dumb and brown. I am a seed about to break.
The brownness is my dead self, and it is sullen:
It does not wish to be more, or different.
Dusk hoods me in blue now, like a Mary.
O color of distnace and forgetfulness!--
When will it be, the second when Time breaks
And eternity engulfs it, and I drown utterly?

I talk to myself, myself only, set apart--
Swabbed and lurid with disinfectants, sacrificial.
Waiting lies heavy on my lids. It lies like sleep,
Like a big sea. Far off, far off, I feel the first wave tug
Its cargo of agony toward me, inescapable, tidal.
And I, a shell, echoing on this white beach
Face the voices that overwhelm, the terrible element.

Sylvia Plath - (Three Women)





SAKİNİM

Sakinim. Sakinim. Korkunç bir şeyden önceki sakinlik bu:
Rüzgârın yürüyüşünden önceki sarı dakikadır bu, ki o vakit
Yapraklar çevirirler ellerini, solgunluklarını. Öyle sessiz ki burası.
Çarşaflar, yüzler, beyaz ve durmuş, saatler misali.
Sesler çekilip yiter ve yassılaşır. Rüzgârı kesmek için
Yassılaşır parşömen perdelerde görünür hiyeroglifleri.
Arapça ve Çince resmederler böylesi gizleri!

Dilsiz ve esmerim. Handiyse çatlayacak bir tohumum ben.
Esmerlik kendi ölü özümdür, ve küskündür:
Ne daha çok olmayı ister, ne de farklı olmayı.
Alacakaranlık maviyle örter beni şimdi, bir Meryem misali.
Ey uzaklığın ve unutuşun rengi! –
Sonsuzluk tarafından yutulacak Zaman’ın anı ne zaman çatlayacak,
ve ben ne zaman boğulacağım büsbütün?

Kendimle konuşuyorum, bir kenara konmuş kendimle sadece –
Dezenfektanlar sürülmüş bana ve ışıltılıyım, kurbanlığım ben.
Göz kapaklarıma ağır geliyor bekleyiş. Uyku gibi duruyor orada,
Büyük bir deniz misali. Açıklarda, açıklarda, hissederim ilk dalganın
Acılı yükünü bana doğru sürükleyişini, kaçınılmaz, bir gelgit misali.
Ve ben, bir deniz kabuğu gibi, yankılanırım bu beyaz sahilde
Karşılaşırım bunaltan seslerle, o korkunç elementle.

Sylvia Plath - ("Üç Kadın"dan)

Çeviri: İsmail Haydar Aksoy


New heart shadow, by Elif Sanem Karakoc


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder